Sahabelerin Hayatları
ASHAB-I KİRAM YOLCULUĞU
Sitemizde 106 Sahabenin Hayatı mevcuttur...
Sitemizdeki İçerikleri Kaynak göstermek şartıyla sitenizde paylaşabilirsiniz. Allah Razı Olsun...

CERİR IBNİ ABDULLAH (ra)


Cerir Ibni Abdullah el-Becelî radiyallahu anh yüzünde melek nisânesi bulunan, yakisikli bir yigit... Cahiliye devrinde "Yemen'in Kâbe'si" diye bilinen Zülhalesa tapinagini yikan bir kahraman... Yemen asîretlerinden Becîle kabilesinin reisi...
Ebu Amr künyesiyle anilan Cerir hicretin 10. yili Ramazan ayinda kavminden 200 kisiyle birlikte Medine'ye gelerek Islâm'la sereflendi.
O, uzun boylu, nûrâni yüzlü ve son derece yakisikli bir kimseydi. Hz. Ömer (r.a) onun hakkinda: "Cerir Ibni Abdullah bu ümmetin Yusuf'udur." derdi. Onun Islâm'a gelisini Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ashabina önceden haber verdi. Bir gün hutbe okurken: "Size su taraftan hayirli bir kimse geliyor. Yüzünde melek nisânesi vardir." buyurdu. Cerir Islâm'a girisini söyle anlatiyor:
"Medine'ye gelince devemi çökerttim. Heybemi açip yeni elbisemi giydim ve Mescide girdim. O sirada Rasûlullah (s.a) hutbe okuyordu. Kendisine selâm verdim. Cemaat beni göz ucuyla süzüyordu. Sonra Resûl-i Ekrem (s.a) bana: "Ey Cerir! Ne için geldin?" diye sordu. Ben de: "-Ya Rasûlallah! Sana bey'at etmege geldim. Sartlarin nedir?" dedim.
Bunun üzerine Rasûlullah (s.a) bana hitaben:
–"Ey Cerir! seni Allah'tan baska ilâh bulunmadigina ve benim de Allah'in resûlü olduguma sehadete, âhiret gününe, kadere inanmaga, farz olan namazlari kilmaga, farz olan zekâti vermege, her müslüman için hayirhah olmaga, iyilik düsünmege, samimi davranmaga kâfir ve müsriklerden uzak durmaga ve basinizdaki idarecilere itaat etmege davet ediyorum." buyurdu. Ben de bu sartlari kabul ederek Rasûlullah'in elini tuttum ve bey'at ettim. Yanimdakiler de ayni sartlari kabullenerek hep birlikte Islâm'la sereflendik.
Cerir (r.a) müslüman olduktan sonra Resûl-i Ekrem (s.a)'in kendisini her gördügünde gülümsedigini söyler. O, Efendimizle çok az bir zaman beraber olmasina ragmen, tebessümlerine ve iltifatlarina sik sik mazhar oldu. Birgün iki Cihan Günesi efendimiz mescidde ashabiyla oturuyordu. Cerir Ibni Abdullah (r.a) içeri girdi. Ona yer açilmadigini gören Efendimiz Cerir'e ridâsini çikarip atti ve: "Ey Ebû Amr, al onu, üzerine otur!" buyurdu. Cerir alip oturdu ve: "Ey Allah'in Resûlü! senin bana ikram ettigin gibi Allah da sana ikram buyursun." diyerek tesekkür etti. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.) efendimiz çevresindekilere dönerek: "Size bir toplulugun kerem ve seref sahibi büyügü geldigi zaman, ona ikramda bulunun ve saygi gösterin." buyurdu.
Cerir-i Becelî (r.a) yine birgün Efendimizin yaninda bulunuyordu. Disardan yalin ayak, abalarini baslarina geçirmis, çiplak bir takim kimseler geldi. Fahri Kâinat (s.a.) efendimiz onlarin fakir ve yoksul hallerini görünce yüzünün rengi degisti. Içeri girdi ve Bilal'e ezan okumasini emretti. Namazdan sonra cemaata dönerek söyle bir hitâbede bulundu:
"Ey iman edenler! Allah'tan korkunuz! Herkes yarin (âhiret günü) için ne gönderdigine bir baksin. Allah'tan korkunuz! Çünki, Allah ne yaparsaniz hakkiyla haberdardir." (Hasr sûresi: 18) ayetini okudu. Sözüne devamla; "Insan dinarindan, dirheminden elbisesinden, bugdayindan, kuru hurmasindan sadaka vermelidir" buyurdu.

Bu inci tanesi sözleri dinleyen ashabin hepsi bir seyler getirmege basladi. Yiyecek ve giyeceklerden iki küme olustu. Ensar'dan bir adam da bir kese getirdi. Resûl-i Ekrem (s.a) efendimizin yüzü gümüs gibi parliyordu. Sevincini su ifadelerle dile getirdi. "Her kim Islâm'dâ güzel bir çigir açarsa, o çigirda gidenlerin sevaplarinin aynisi ona da verilir. Her kim de kötü bir çigir açarsa o çigirda gidenlerin vebali de ona aid olur." buyurdu.
Resûl-i Ekrem (s.a) efendimiz Cerir'i gördükçe "Zülhalesa ne oldu?" diye sorardi. Cahiliye döneminde burasi "Yemen'in Kâbesi" olarak bilinirdi. Bu tapinagin ayakta durmasina gönlü râzi degildi. Beytullah'a rakip gösterilmesinden daima huzursuzluk duyan Iki Cihan Günesi efendimiz bu tapinagi yikmak üzere bir seriyye hazirladi. Cerir'i de seriyye kumandani olarak görevlendirdi. O da kabilesinden 200 kisiyle bu tapinagi tahrip ederek yikti. Ebû Ertat ve Husayn Ibni Rebia'yi Medine'ye müjdeci olarak gönderdi. Daha sonra Cerir Ibni Abdullah (r.a) Medine'ye döndü. Sevgili Peygamberimiz onu görünce: "Yiktin mi onu?" dedi. Cerir de: "Seni hak din ile Peygamber gönderen Allah'a yemin ederim ki, onun üzerinde olanlari tutup öldürdük. Zülhalesa'yi da atese verip yaktik." dedi. Bunun üzerine Fahr-i Kâinat (s.a) efendimiz Ceriri tebrik etti.
Cerir (r.a) vedâ haccinda Resûl-i Ekrem (s.a) ile birlikte bulundu. Efendimiz onu Medine'ye döndüklerinde Himyerîlerin emiri Zülkelâ ile yahudi oldugu rivayet edilen Yemen krallarindan Zû Amr'i Islâmiyet'e davet etmek üzere gönderdi. Her ikisiyle de görüsen Cerir (r.a) onlarin Islâm'a gelmelerine vesile oldu. Birlikte Medine'ye dogru yola çiktilar. Fakat yari yolda Sevgili Peygamberimizin dâr-i bekâ'ya irtihali haberini aldilar. Zülkelâ ile Zû Amr ziyareti gerçeklestiremeden geri döndüler. Cerir (r.a) ise Medine'ye gitti.

O, dört halife devrinde de güzel hizmetlerde bulundu. Hz. Ebû Bekir (r.a) onu Has'am ve Becile kabilelerinden irtidat edenlerin üzerine gönderdi. Isyanlari bastiran Cerir (r.a) yeni emir alincaya kadar Necran bölgesinde bekledi. Irak'ta yapilan çesitli harplere katildi. Sonra Hz. Halid Ibni Velid'e yardim etmek üzere Yemame'ye gitti. Hz. Ömer (r.a) zamaninda Celûla savaslarina katilan Cerir (r.a) oraya yerlesti. Hz. Osman döneminde Kufe valisi Mugire'ye bagli olarak bir süre Hemedan valiligi yapti. Daha sonra Saîd Ibni As kumandasinda Azerbaycan fetihlerine katildi. Hz.Osman (r.a) Firat kenarindaki bir kisim topraklari ona verdi. Karkisiya sehrinde uzlete çekilen ve yüze yakin hadis rivayet ettigi söylenen Cerir Ibni Abdullah (r.a) 674 m. tarihinde vefat etti. Cenâb-i Hak'tan sefaatlerini niyaz ederiz. Amin

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

- 30/11/2006 - yorum yaz


GERİ DÖN Image Hosted by ImageShack.us

Free Hit Counter

HULEFAi RASiDiN

Hz.Ebu Bekir
Hz.Ömer
Hz.Osman
Hz.Ali

ASEREi MÜBESSiRE

Sa'd B. Ebi Vakkas
Said B. Zeyd
Talha Bin Ubeydullah
Zübeyr Bin Avvam
Ebu Ubeyde B. el-Cerrah
Abdurrahman B.Avf

SAHABELER

Abbas İbn Abdulmuttalib
Abdullah B.Ömer b.el Hattap
Abdullah ibn Mes'ud
Abdullah ibn Revaha
Abdullah B.Amr B.El-As
Abdullah ibn Abbas
Abdullah ibn Zübeyr
Abdullah Bin Hanzala
Abdullah ibn-i Zeyd
Abdullah Bin Cahş
Abdullah B. Ebu Bekr
Abdullah Bin Huzâfe
Abdullah Bin Selam
Abdullah Bin Süheyl
Abdullah Zülbicadeyn
Adî Bin Hâtim Tâî
Ammar B.Yasir
Âmir Bin Füheyre
Amr ibn El-As
Amr ibni Cemuh
Âsım Bin Sâbit
Bera'ibn Âzib
Beşir bin Sa'd
Bilâl-i Habesî
Büreyde Ibni Husayb
Cabir Ibn Abdullah
Ca'fer B.Ebi Talib
Câfer-i Sadik
Carud
ebbar Bin Sahr
Cerir Ibni Abdullah (ra)
Dımâd Bin Sa'lebe
Dihye-i Kelbi (r.a)
Dirar Ibni Ezver(r.a.)
Eban B.Said B.el-as
Ebu Dücane
Ebu Zerr el Gifari
Ebu'd Derda
Ebu Eyyub El Ensari
Ebu Hureyre
Ebu Musa El Eş'arı
Ebu Said El Hudri
Ebu Berze el-Eslemi
Ebû Katâde (ra)
Ebu Rafî
Ebu Talha Zeyd ibni Sehl
Enes B.Malık
Erkam B.Ebi'l Erkam
Es'ad B.Zurare
Fadl ibn Abbas
Habbab ibn Eret
Halid B.Velid
Hamza ibn Abdulmuttalib
Hassan B.Sabit
Haccac ibni Ilat
Hanzala bin Ebi Amir
Hasan bin Ali
Hubeyb Bin Yesaf
İmran Bin Husayn
Ka'b bin Malik (r.a)
Kus Bin Saide
Kusem Bin Abbas
Lebid Bin Rebia
Muaz bin Cebel
Mus'ab Ibn Umeyr
Nuaym ibni Mesud
Osman bin Mazun
Sâbit ibni Kays
Said bin Museyyib
Seddad ibni Evs
Sehl Bin Sa'd
Seleme ibni Ekva
Selman el-Fârisi
Suheyb-i Rûmî
Süfyan bin Uyeyne
Ubade Bin Samit (r.a)
Ukbe Ibni Âmir El-Cuhenî
Umeyr ibni Vehb
Urve bin Zübeyr bin Avvam
Übey bin Ka'b
Üsame bin Zeyd
Üseyd bin Hudayr
Velid bin Velid
Zeyd bin Hârise
Zeyd bin Sâbit
Zeynelabidin

HANIM SAHABİLER