ERVA BİNTİ KÜREYZ (r.anha)

2011-06-09 19:11:00

 HZ.OSMAN (r.a)'IN  ANNESİ   Ervâ binti Küreyz radıyallahu anhâ Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin hala kızı... Hazreti Osman (r.a)’ın annesi... Cahiliye karanlığından kurtulup İslâm’ın nûrûna koşan ilk hanım sahâbilerden... O Mekke’de doğdu. Babası Küreyz İbni Rebîa’dır. Annesi Resûl-i Ekrem (s.a) efendimizin halası Ümmü Hakîm Beyzâ binti Abdûlmuttalib’dir. Ervâ Hatun yeni dinin geldiğini  son peygamberin gönderildiğini duyar duymaz İslâm’ın nurûna koşan ilk hanım sahâbîlerdendir. Rasûlullah (s.a) efendimizin dâvetine icabet ederek İslâm’la şereflenen ilk müslümanlar arasında ismi geçmektedir. Mekke’de Hz. Ebû Bekir, Talha, Zübeyr, Abdurrahman İbni Avf ve Ammar İbni Yâsir (r. Anhüm)’ün anneleriyle birlikte İslâm’ın ilk yıllarında müslüman olduğu rivayet edilmektedir. Hayatı hakkında kaynaklarda fazla bilgi bulunmamaktadır. Ervâ binti Küreyz (r. anhâ) Câhiliye döneminde Affân ibni Ebi’l-Âs ile evlenmiştir. Bu evlilikten OSMAN adında bir oğlu ÂMİNE adında da bir kızı olmuştur. Affân’ın ölümünden sonra Ukbe İbni Ebî Muayt ile evlendi. Bu evlilikten de altı çocuğu dünyaya geldi. Velid Umâre Hâlid Ümmü Gülsüm Ümmü Hakîm Hind. Ervâ binti Küreyz (r. anhâ) inancından asla tâviz vermeyen bir karaktere sâhibti. Şirke düşmemek için adeta çırpındı durdu. Bir anne olarak çoluk çocuğuna sahip çıktı. Onların bedenen ve kalben sağlam yetişmeleri için çok gayret sarfetti. Yeni dinin g&u... Devamı

AKÎL BİN EBİ TALİB (r.a)

2010-08-18 17:25:00

Ben seni iki cihetten seviyorum.. Birincisi, yakın akrabamsın, ikincisi, amcamın seni çok sevdiğini bildiğim için.                          HADİS-İ ŞERİF Eshâb-ı kirâmdan. Resûlullah’ın (s.a.v.) amcasının oğlu. Hz. Ali ve Ca’fer-i Tayyar’ın (r.a.) büyük kardeşidir. Ca’fer-i Tayyar”dan (r.a.) on, Hz. Ali’den yirmi yaş büyük olup, üçü de aynı anadandır. Künyesi Ebû Yezîd’dir.  Hz. Akil başlangıcından beri İslâm’a yakınlık duyuyordu. Peygamberimize karşı da aşırı bir sevgisi vardı. Ancak müşriklerin baskı ve işkencesinden çekindiği için, bu düşüncesini açığa vuramıyordu.    Akîl , müşriklerin Peygamberimize yaptıkları işkenceleri ve buna karşı Peygamberimizin sebâtına yakından şâhid oldu. Bununla ilgili bir hâtırasını şöyle anlatır : "Kureyş'in ileri gelenleri babama gelerek, 'Yeğenin bize üzücü şeyler söylüyor, putlarımıza sataşıyor. Onu bundan vazgeçirsen iyi olur' dediler. Babam da benden Resulullahı bulup getirmemi istedi. Gittim, onu buldum. Yorgunluktan doğru dürüst yürüyemiyordu. Benden yardım istedi. Biraz sonra babamın yanına geldik. Müşrikler hâlâ oradaydı. Babam Resulullaha hitaben, 'Yeğenim, sana olan sevgimi biliyorsun. Bunlar senin kendilerini üzdüğünü söylüyorlar. Bundan  vaz geçsen iyi olur' dedi. Resulullah gözlerini semâya kaldırdı, 'Güneşi görüyor musunuz?' diye sordu. Onlar, 'Evet görüyoruz' dediler. Resulullah, 'Allah'a yemin ederim ki, benim bu dâvâdan vaz geçmem... Devamı

BEŞİR BİN SA'D (r.a)

2009-09-10 17:03:00

Hz.Beşir Medineliydi. İkinci Akabe Biatına katılmış, her türlü tehlikeye karşı Resulullahı koruyacağına dair orada söz vermişti. Hayatı boyunca bu sözüne sadık kaldı. Resulullah ile birlikte aşta Bedir olmak üzere bütün savaşlara iştirak etti.Hz.Beşir büyük Sahabi Abdullah bin Revaha'nın (r.a.) kız kardeşiyle evliydi. Hendek savaşında hanımı kızına bir miktar hurma vererek, "Bunu babana ve dayın Abdullah'a götür" demişti. Kız Resulullahın yanından geçerken Peygamberimiz (a.s.m), "Kızım yanındaki nedir?" diye sormuştu. Bundan sonrasını Hz.Beşir'in kızı şöyle anlatıyor:"Yanımdaki hurmadır, ya Resulallah, annem babamla dayıma gönderdi dedim. 'Onu bana ver' buyurdu. Ben de hurmaları iki avucuna döktüm. Avuçlarını bile doldurmamıştı. Sonra bir bez istedi. Bezi getirdiler ve yere serdiler. Resulullah (a.s.m) hurmaları bezin üzerine dağıttı. Sonra da yanında bulunanlara 'Kumanyaya geliniz' buyurdu. Orada bulunanların hepsi yediği halde hurma artmıştı. Bu mucizeyi gören Sahabilerin maneviyatı arttı."Beşir b. Sa'd'ın kumandan olarak iştirak ettiği küçük çapta seriyyeler de oldu. Bir defasında Peygamberimizin emri üzerine Mürre Kabilesi üzerine yürüdü. Bu seriyyede yaralandı. Başka bir sefer de Gatafan Kabilesinin Müslümanlara saldıracağını haber almıştı. Beşir bin Sa'd kumandasında 300 kişilik bir birlik hazırladı. Gatafanlılar bunu haber alınca kaçtılar. Beşir bin Sa'd (r.a) onların yurduna girdi. Pek çok ganimet ele geçirdiler. İki kişiyi de esir alarak Medine'ye döndüler. Bu iki esir sonradan Müslüman oldu. Peygamberimiz Hz.Beşir'in bu başarısını tebrik etti. Ona iltifatta bulundu.Hz.Beşir zaman zaman Resulullaha suallar sorardı. Bir defasında şöyle bir sual sordu: "Ya Resulallah! Cenab-ı Hak bize senin üzerine salavat getirmemizi emretti. Acaba s... Devamı

ABDULLAH ZÜLBİCADEYN (r.a)

2009-08-31 00:36:00

Saadet asrının mimarı, iki cihan güneşi Resulullah Efendimiz (s.a.v) , Kur'an hakikatlerini  cihanşümül bir sesle ilan ederken, Cahiliye Devrinin kökleşmiş batıl adet ve itikadlarını da temizliyordu. İnsanlık tarihi içinde böylesine muazzam bir inkılabın eşine rastlanmamıştı. Adet ve inançlarına, gelenek ve itikadlarına taasup ölçüsünü dahi aşan bir inatçılıkla bağlı olan Cahiliye Devri insanlarının dem ve damarlarına, yep yeni bir iman aşısını yaparken, o Yüce Peygamber (s.a.v) hep kendisine emredilen "İstikamet üzere ol" ilahi hitabına bağlı kalmıştı.Kendilerini tabiatın dışına çıkarmış, ferdi ve içtimai hayatı insanî özlerinden ziyade, hayvanî hususiyetlerine bina etmiş müşrik ve münkirler, Hz.Peygamberin (s.a.v) getirdiği habere karşı isyan ve şiddet içinde bulunduklarında, onu defalarca öldürmeye, yok etmeye, ona işkence ve azap vermeye kalktıklaında, o , Kur'ani düsturların dışına çıkmamıştı. Hz.Peygamber (s.a.v) putperestliğe karşı tavrı, bütün batıl inançları olduğu gibi, inkar ve şirkin sembolik ifadesi olan putları da ortadan kaldırmayı gerektiriyordu. Cahiliye Devri insanları, içlerindeki batıl inançların dışa taşan işareti olarak putları kudsî görüyor ve ibadet ediyorlardı.İşte, Cahiliye döneminin inançlarını hatırlattığı ve putlara kul olmak manasını taşıdığı için Peygamberimizin (s.a.v) ismini değiştirdiği şahıslardan biri de, Abdullah Zülbicadeyn idi (r.a). Suffe medresesinin bu muhterem talebesinin İslama girmeden önce, "Uzza" isimli putun kulu manasına gelen Abdüuzza idi. Müslüman olduğunda Resulullah  Efendimiz, "Hayır, sen Abdüluzza değil,  Abdullah'sın" buyurarak onun ismini değiştirdi. (1)Abdullah Zülbicadeyn (r.a) yetimdi. Amcasının yanında kalıyordu. Amcası ona çeşitli ikr... Devamı

CEBBAR BİN SAHR (r.a)

2009-08-21 15:21:00

Hz. Cebbar Medineliydi. İkinci Akabe Biatında bulundu. Başta Bedir olmak üzere Peygamberimizle birlikte bütün savaşlara iştirak etti.Hayber fethedildikten sonra Peygamberimiz kendisini Hayber vergisini toplamak üzere vazifelendirdi. Cebbar (r.a) aynı vazifeyi Hz.Ebu Bekir ve Hz.Ömer devirlerinde de yürüttü.Hz.Cebbar, Peygamberimize olna bağlılığıyla temayüz etmişti. Resulullah bir şeyin yapılmasını istediğinde o hemen, "Ben yapayım" derdi. Bir yolculuk esnasında Peygamberimiz (s.a.v), "Biriniz bizden evvel gitse de su kablarını doldursa" diye temennide bulundu. Hz. Cebbar hemen kalktı ve "Ben giderim ya Rasulallah" dedi. Peygamberimiz onun bu bağlılığından memnun oldu. Bundan sonrasını Hz. Cebbar şöyle anlatıyor:     "Heman kalkıp gittim. Suyu doldurdum. Fakat çok yorgundum. Daha fazla tahammül edemedim. Olduğum yerde uyuyakalmışım. Bir müddet sonra birinin 'Ey havuz sahibi' diye seslendiğini duydum. Bir de ne göreyim? Bu gelen zat Resulullah imiş. Hemen kalktım. Resulullah bana, 'Su kabını al da beni takip et' buyurdu. Birlikte abdest aldık, namaza durduj. Resulullah mübarek eliyle beni sağ tarafına getirdi. İkimiz birlikte namaz kıldık. Çok geçmeden diğer Sahabîler de bize yetiştirler."Hz.Cebbar hicretin 30. yılında Hz.Osman devrinde vefat etti. Allah ondan razı olsun (1)(1)Tabakat, 3:576; Müsned, 3:421 Devamı